Dead Island En Düşük Sistem Gereksinimleri
Windows Xp, Windows Vista, Windows 7
Intel Core 2 Duo @ 2.66 Ghz
512 MB NVIDIA GeForce 8600 / ATI Radeon 2600XT
1 GB Ram
2 GB Sabit Disk Alanı
Direct X 9.0c uyumlu ses kartı
klavye, mouse
Dead Island Tavsiye Edilen Sistem Gereksinimleri
Windows 7
Intel Core 2 Duo @ 2.66 Ghz
1 GB NVIDIA GeForce 9600
4 GB Ram
2 GB Sabit Disk Alanı
Direct X 9.0c uyumlu ses kartı
klavye, mouse
Çıkış Tarihi : Eylül 2011 Oyun Türü : Aksiyon
Dead Island Oyunseverlerin çok hoşuna gidecek süper bir oyun eğer zombili, kanlı, kol koparmalı, kelle ucurmalı gayet kanlı oyunları sevenler için süper bir oyun. Oyunda korku ve aksiyon ikisini aynı anda yaşıyorsunuz. Nerden ne gelicek diye oyuna başladığımızda düşünmeye başlıyoruz. Yani Queke oyununu ve serisini duymuşsunuzdur. Aynen bu oyunda olduğu gibi aniden karşımıza iri yarı zombi çıkıveriyor ve bizde tırsıyoruz tabiki. Buna benzer birkaç oyun sayayım size işte Queke saymıştık zaten Doom 3, Resident evil 4 ve daha benim aklıma gelmeyen epey oyun var böyle zombili korku tarzı bu tür oyunlar genelde geceleyin oynanırsa aksiyon ve korku ikiye katlıyor tabi. Birde tek başımıza isek on numara zevk alırsınız,Dead Island Oyunseverlerin çok hoşuna gidecek süper bir oyun eğer zombili, kanlı, kol koparmalı, kelle ucurmalı gayet kanlı oyunları sevenler için süper bir oyun. Oyunda korku ve aksiyon ikisini aynı anda yaşıyorsunuz. Nerden ne gelicek diye oyuna başladığımızda düşünmeye başlıyoruz. Yani Queke oyununu ve serisini duymuşsunuzdur. Aynen bu oyunda olduğu gibi aniden karşımıza iri yarı zombi çıkıveriyor ve bizde tırsıyoruz tabiki. Buna benzer birkaç oyun sayayım size işte Queke saymıştık zaten Doom 3, Resident evil 4 ve daha benim aklıma gelmeyen epey oyun var böyle zombili korku tarzı bu tür oyunlar genelde geceleyin oynanırsa aksiyon ve korku ikiye katlıyor tabi. Birde tek başımıza isek on numara zevk alırsınız,
Hayatınızın tatiline çıktığınızı hayal edin. Güneybatı Pasifik’te cennetten bir parçaymışçasına uzanan yemyeşil tropikal bir ada... Güneşli kumsallar, turkuaz renkli tertemiz bir deniz, egzotik tatil köyleri, çılgınlar gibi eğlenip yabancı insanlarla sınırsızca partileyebileceğiniz dev gece kulüpleri, birbirinden çekici kızlar (ya da tercihinize göre altılı paket halinde karın kasına sahip karizmatik erkekler)... Hayal edin. Tatilinizin en keyifli günlerindesiniz ve yine sıcak bir öğleden sonra, akşamdan kalma bir kafayla yatağınızda doğrulmaya çalışıyorsunuz ağır ağır. Muhtemelen bir önceki gece, şaşkın bakışlar arasında dans pistinin tam ortasında yaptığınız kolbastıyı, sonrasında yazdığınız iki Filipinli turisti, dalgınlıkla (!) kadınlar tuvaletine girip ufak çaplı bir krize yol açtığınızı ve bir süre daha dans pistinin tozunu attırdıktan sonra gece kulübünün insan irisi koruması tarafından “kibarca” uyarıldığınızı hatırlamıyorsunuz. Zihninizde hayal meyal birkaç sahne canlanıyor olsa da, bu kafayla parçaları bir araya getirip vücudunuzun farklı yerlerindeki dayanılmaz ağrılara mantıklı bir açıklama getirmeniz pek olası değil.
Dışarıda kopan büyük gürültüyü duymanız da birazcık vakit alıyor haliyle. Çığlıklar, bağrışlar, feryatlar arasında gözlerinizi ovuşturarak yatağınızdan kalkıp, neler olduğunu anlamak adına odanızdan dışarı adım attığınızda ise, daha dün cennetten dünyamıza düşmüş bir inci tanesi gibi duran bu tropik adanın gizemli bir zombi istilasıyla cehenneme dönmeye başladığına tanık oluyorsunuz.
Bu deliliğe karşı bir kaçış planınız var mı? Ya da en azından bir hayatta kalma planı? Merak etmeyin; sizin yoksa bile Call of Juarez serisinden tanıdığımız Polonyalı Techland’in var. Ama hoşunuza gider mi emin değilim.
Aşağıdaki kalabalığın animasyon ekibi eşliğinde acayip hareketler yapan zengin tatilciler olmadığından emin olabilirsiniz.Aşağıdaki kalabalığın animasyon ekibi eşliğinde acayip hareketler yapan zengin tatilciler olmadığından emin olabilirsiniz. Resmi büyüt
Dead Island ismini ilk olarak 2006’da duymuş olsak da, geçtiğimiz Şubat ayında yayınlanan ve izleyenlerin boğazına bir yumruk gibi saplanan o duygusal videoya kadar neredeyse hiç kimse bu ilgi çekici “zombi vurmaca” projesini ciddiye almıyordu. Bizlere bir grup zombi tarafından saldırıya uğrayan bir ailenin dokunaklı hikayesini anlatan bu sinematik video; korku, sevgi ve kaybetme gibi hisleri yalnızca üç dakika içerisinde öylesine inandırıcı ve kalp kırıcı bir biçimde anlatmıştı ki, o an yaşadıkları yoğun duyguların gazına gelen onlarca oyun editörü tarafından tüm zamanların en iyi oyun videolarından biri olarak gösterilmişti. Dahası hemen herkes, videonun da etkisiyle Dead Island’ın bütün bu zombi katliamının insani yönüne de vurgu yapacak derin ve duygusal bir hikayeye sahip olacağını sanmaya başlamıştı, garip bir şekilde...
Peki gerçekten öyle mi olacaktı? Tabii ki hayır.
Tamam, videonun güzel kurgulandığı ve fazlasıyla dramatik olduğu su götürmezdi. Lakin Dead Island’ın bu videoyla alakasının olmayacağını anlamak için yıllarca oyun oynamış olmak gerekmiyordu. Zira Techland’den gelen her açıklama, Dead Island’ın Far Cry, Borderlands ve Dead Rising gibi yapımların bir karışımı olacağını gösteriyordu ve açıkçası bu formülün de hikaye anlatımı, alt metin, derin senaryo öğeleri, çok boyutlu karakterler, duygusallık ve sinematik deneyim gibi kavramlarla uzaktan yakından en ufak bir ilgisinin olması mümkün değildi. Yani açık konuşmak gerekirse bu video, Dead Island adında bir oyunun varlığını hatırlatmak ve beklentileri yükseltmek için yapılmış “Hollywood” soslu ucuz bir yalandan ibaretti.
Peki yaratılmaya çalışılan bütün bu sahte beklentileri yakalayamadığı için Dead Island’a kötü bir oyun diyebilir miyiz? Elbette hayır. Sonuçta içinde zombi olan her şey Romero’nun Dawn of the Dead’i gibi ağır kapitalizm eleştirisine veya bizleri hayretler içerisinde bırakacak şaşırtıcı bir hikayeye sahip olmak zorunda değil. Dead Island, Prodigy’nin Smack My Bitch Up klibini andıran zayıf açılış sahnesiyle birlikte hikaye anlatımını bir kenara bıraktığını haykırıyor olsa da; Dead Rising ve Left 4 Dead gibi yapımların eğlenceli oynanışı ve katıksız şiddeti ile Borderlands’in hafif RPG öğeleri ve co-op motivasyonunu bir potada eriterek bizlere garip bir şekilde bağımlılık yaratabilecek ilgi çekici bir deneyim vaat ediyor. Tabii devasa bir tropik adada en ufak bir hikaye anlatımı kırıntısıyla karşılaşmadan bir sağa bir sola koşturup yüksek voltajlı katana, zehirli balta, elektrikli pala, deodorant bombası, patlayıcı bıçak, çivili beyzbol sopası gibi enteresan silahlarla 30 küsür saat boyunca zombi biçmek sizin için gerçekten ilgi çekiciyse.